Chris Froome looking at his stem

Bisiklet yarışları asla eskisi gibi olmayacak (mı)

Richard Virenque, tırmanışlardaki cesareti, ataklığı ve uzun kaçışlarıyla ünlüydü. Tour de France dağların kralı mayosunu (puanlı mayo) tam yedi kez kazandı (1994, 1995, 1996, 1997, 1999, 2003, 2004) ve bu alandaki rekor hala ona ait.

Ayrıca turu 1996’da üçüncü ve 1997’de ise ikinci tamamladı. 2002’deki Mont Ventoux etabı dahil 1992-2004 yılları arasında turda 7 etap zaferi kazandı.

Richard Virenque
Richard Virenque, en korkusuz ve atak tırmanışçılardandı.

1998’de Festina takımının yarışçısı olarak Fransa turunda yarışıyordu. Takımın soigneur’lerinden Willy Voet, Belçika’dan Fransa’ya geçerken sınırda 235 doz EPO(1) ve pek çok başka performans artırıcı yasaklı madde ile yakalandı. Bunun üzerine Festina takımı turdan atıldı. Yarışçıları, antrenörleri ve soigneur’leri göz altına alındı.

Virenque nin takım arkadaşları, Christophe Moreau, Laurent Brochard ve Armin Meier, göz altında EPO kullandıklarını itiraf ettiler. Virenque ise EPO kullandığını reddetti.

Ancak Virenque’nin adı, daha sonra başka olaylarla da dopingle birlikte anılmaya devam etti.

Bisiklet tutkunları, atak yarışçıları sever.(1) Marco Pantani, Richard Virenque, Alberto Contador… Dağlarda saldırmaktan çekinmeyen, bazen kendilerini bitirmek pahasına sürekli atak yapan, korkusuz yarışçılar.

Artık bu tür korkusuz yarışçıların sonu gelmiş olabilir.

İlki, yukarıda bahsedilen sebepten: bu tür atak yarışçıların, neredeyse her zaman dopingle bir ilişkisi kuruldu. Günümüzde doping yapmak o kadar kolay değil, denetimler çok sıkı, biyolojik pasaport Demokles’in kılıcından farksız, ve testler eskisine oranla çok daha etkili.

İkinci ve en az ilki kadar önemli bir sebep: teknolojinin gelişmesi ve kuvvet-ölçerlerin (power-meter) bisikletlerde kullanılmaya başlanması.

Eskiden bir yarışçının tırmanışta atak yapması, diğer yarışçıları çok büyük baskı altına sokardı. Takip ederseniz kendinizi bitirebilirsiniz, etmezseniz bu kez hiç hesapta olmayan bir yarışçıdan anormal bir fark yiyip turu kaybetme ihtimaliniz var: 2008’de Alpe d’Huez‘de Carlos Sastre‘nin atağını ve turu Cadel Evans‘ın elinden alışını hatırlayın. Evans, orada Sastre’yi takip etmemiş, en tehlikeli rakip olarak gördüğü, Sastre’nin takım arkadaşı Frank Schleck ile birlikte kalmıştı. Sastre, o etapta Evans’a 2:15 fark attı ve 2008 Fransa turunu kazandı.

Artık bu tür sahneleri görmemiz çok zor. Birisi atak mı yaptı, panik yapmanıza gerek yok. Power-metrenize bakın ve o atağın gerçekten tehlikeli bir atak olup olmadığını anlayın. 5.6 watt/kg ve üzeri bir kuvvetle çeviriyorsanız, korkmanıza gerek yok. Çok uzun süre geçmeden atak yapan yarışçıyı mutlaka yakalayacaksınız. 5.6 watt/kg altı çeviriyorsanız da yapmanız gereken birden hızlanıp deli gibi takip etmek değil. Sadece gücünüzü 5.6 watt/kg ve üzerine çıkarmanız yeterli (bu gücü sürekli olarak üretebilmek biz ölümlüler için tabii ki mümkün değil, burada üst seviye prolardan bahsediyorum). Kaçak(lar) er geç yakalanacaktır.

Contador’un 2011 Fransa turunda, artık eskiden olduğu gibi alıp başını gidememesinin en önemli sebebi buydu. Aynı şekilde 2012 Fransa turunda Vincenzo Nibali‘nin ataklarının hep sonuçsuz kalmasının da.

2012 Fransa turunu kazanan Bradley Wiggins‘e kulak verelim:

“Çocukken Richard Virenque’yi seyrettiğimi hatırlıyorum. Artık onun yaptıkları gerçekçi değil. Fransa turunda birileri atak yaptığında Mick (Rogers), ‘bırakalım gitsin. 450 watt ile sürüyoruz, damarlarında ekstra birkaç litre kan dolaşmıyorsa bu atağı sürdürmesi mümkün değil’ diyordu.”

Yani bundan sonra, neredeyse her zaman, Wiggins tarzı, savunma ile kazanılmış tur zaferleri izleyebiliriz.

Alberto Contador
Alberto Contador tarzı ataklar artık işe yaramıyor olabilir.
Chris Froome looking at his stem
Power metre kullanarak yarışma konusunda akla ilk gelen isim Chris Froome. 3 kez Tour de France zaferi kazanan (yenileri de muhtemelen yolda) Froome, rakipleri ne yaparsa yapsın, fotoğrafta görüldüğü gibi gözünü powermetresinin göstergesinden ayırmaz. Tırmanışta ataklara yanıt vermek yerine, kendi sürdürülebilir gücünde tırmanmaya devam eder. Bu sayede, genellikle rakiplerini er ya da geç yakalamayı başarıyor. Bu taktiğin olası bir dezavantajı, rakiplerini marke edemiyor olması: kimi durumlarda, özellikle etap sonu yaklaştığında ya da çok dik tırmanışlarda rakip kendi laktat eşiğini aşarak çok yüksek güçle gidiyorsa, bu durumda Froome çok değerli saniyeleri kaybedebiliyor.

NOTLAR

  1. EPO: erythropoietin, kırmızı kan hücrelerinin sayısını çoğaltarak kanın oksijen taşıma kapasitesini artıran bir madde. Sportif amaçlı kullanımı kesin olarak yasaktır. Çok önemli bir performans artışı sağlar, ancak çok dikkatli kullanılmazsa, kan sıvısının yoğunluğunu tehlikeli derecede artırarak ölüme neden olabilir.
  2. Sadece bisiklet tutkunları değil organizatörler de sever. Giro d’Italia’yı Contador’un kazanması, Ryder Hesjedal’ın kazanmasından çok daha iyidir turun reklamı açısından.

9 thoughts on “Bisiklet yarışları asla eskisi gibi olmayacak (mı)”

  1. Bence sorunun cevabı için çok beklememize gerek kalmayacak, Vuelta a España sadece 5 gün sonra başlıyor. Contador, Froome, De Gendt!

    1. De Gendt Eneco Tour’da dökülüyordu, Contador ise eh, idare etti ama beklediğini bulamadığına eminim. Özellikle zamana karşıda.

      Kuvvet ölçerlerin atak yapılan açısından cesaret verici etkisi varken, atak yapan açısından da cesaret kırıcı etkisi var. Çünkü yaptığı atağı sürdüremeyeceğini o anki watt değerine bakarak çok net bilebiliyor. Kimi durumlarda atağı düşünen kişinin hiç atak yapmamasına da sebep olabilir. Rogers’ın mantığı tersten de çalışıyordur mutlaka: “450 watt ile sürüyoruz, atak yapmamın hiçbir anlamı yok çünkü atağı sürdüremem…”

  2. Teknolojik gelişim sayesinde yarışlar taktik savaşlarına sahne olurken, diğer yandan sonuçların tahmin edilebilirliği arttı. Artık eskisi gibi sürprizlere yer yok. Doğru taktiği uygulayan takımlar başarıya ulaşıyor.

    Bu yılki Elmalı Zirve Finiş’inde Gabrovski’nin atağını izlerken hepimiz nasıl heyecanlanmıştık. Çünkü seyircinin istediği buydu, gruba kafa tutan birilerinin çıkması ve savaşması. Hangi sporcunun atak yaptığı çokta önemli değildi. Giro’da Thomas De Gendt’in müthiş atağını izlemek çok keyifliydi bu açıdan bakarsak. Bu yılki TDF sönük kaldı maalesef.
    Bakalım Vuelta nasıl geçecek. Olağan şüpheliler arasında Rodruquez’i de görüyorum.

    1. Gabrovski’nin atağına heyecanlandık ama bir yanımız da bu işin içinde bir iş var diyordu. Ne yazık ki bir yanımız haklı çıktı.

  3. Contador’un dönüşüyle ilgili şöyle bir sıkıntı da var aslında. Şimdi Vuelta’da o alışılagelmiş ataklarını yapamazsa, herkes temiz olunca yapamıyormuş diyecek. Halbuki böyle bir çıkarım yapamayız bence direk olarak. Sonuçta 6 aydır pelotonda yer almamış bir bisikletçiden bahsediyoruz. Bir de önümüzde Giro 2011 gibi bir kanıt var. Alberto orada da temizdi ve ortalığın tozunu nasıl attığını herkes gördü.

    1. Contador 6 aydır yarışmıyor. Muhtemelen yarış hızını kaybetmiştir. Bakalım, göreceğiz 🙂

  4. Tumblr’da Contador’la ilgili bir blog açayım düşüncesiyle google’a giriştim, bu siteyi buldum, çok da iyi oldu 🙂 Yukarıda güzel de muhabbet olmuş, sanırım Contador ve diğerleri yazıya bir nebze cevap vermişlerdir bu soruya 🙂 Kolay gelsin…çok iyi bir blog..

    1. Biraz geç oldu ama, ilginize teşekkürler, beğenmenize sevindim. Evet Contador güzel bir yanıt verdi 🙂 Gerçi tırmanışları eskisi gibi domine edemiyor artık.

  5. Nefis bir yazı ve beni birkaç şey eklemeye, güncellemeye de teşvik etti. Çok doğru bisiklet tutkunları atak yarışçıları sever. Teknolojinin bize sunduğu gelişmelerden bir taneside “telsiz” ve bence bu yarışları daha önceki tatlarından farklı kılmaya başladı. Yarışçılar artık Robotik, takım direktörleri tarafından telsizle uyarılıyorlar,yönetiliyorlar ve bence kısıtlanıyorlar.Dolayısıyla herkez önde/geride ne olduğunu biliyor, denetleniyor, risk alma faktörü azalıyor. Yani sürpriz atakçılarıda psikolojik olarak ekarte ediyorlar. Telsiz kaldırılırsa Liderler ataklara daha çok cevap vermek zorunda kalacaklardır. Buda bize eski yarışların tadını geri getirir kanatindeyim.
    Power metre’ler. Bu haltı başımıza bireysel yarışlar, Ironman vs. sardı.
    Sporcular artık sınırlarını bildiklerine %100 eminler, en azından spor direktörleri yazıp/çizip öyle diyorlar ve buna göre lider belirleyip elektrik dinamosu gibi kullanmak istiyorlar. Bence bu faktör yarışçıyı psikolojik olarak kısıtlar. Halbuki “çok özel biri” olmanın sırrı sadece fiziksel güç ve kapasitede değil ama aynı zamanda psikolojik olarak çok güçlü ve kavgacı olmakta, bu yarışçnın DNA sinde olmalı. Eğer Eddy Mercx limitlerini Power/metreyle okuyabilseydi sizce tüm o ataklara kayıtsız şartsız cevap verirmiydi? İşte bu yüzden lakabı Cannibal/ yamyam.
    Vuelta’ yı seyrediyoruz, Team SKY taktiklerinin artık işlemeyeceğini Froom la birliklte son üçgündür görüyoruz. Adam kafasını ekrandan kaldıramıyor, ataklara ruhuyla değil power metresiyle cevap vermeye çalışıyor, bence bu gülünç. İşte bu yüzden Team SKY da Wiggens fiyaskosu gibi ” goes down the drain”.

Comments are closed.