Paris-Roubaix: Kuzeyin cehennemi

Paris-Roubaix. Kuzeyin cehennemi. Klasiklerin kraliçesi. Yeryüzündeki en prestijli, ancak en zorlu tek günlük yarış. Yetişkinlerle çocukların birbirinden ayrıldığı yer, gerçek bir arena.
Continue reading Paris-Roubaix: Kuzeyin cehennemi

Jens Voigt’un Hediyesi

Jens Voigt’un Hediyesi

Jens Voigt neden yaşayan efsanedir, işte sebeplerinden biri: Jens Voigt’un kendi kaleminden:

Seni bilmem ama, ben bu yıl şu romantik, nostaljik tiplerden biri olmaya meyilliydim. Hala gerçekleştirebileceğim, yarım kalmış bazı şeyleri başarmayı düşünüyordum, örneğin Fransa Turunda Alpe d’Huez etabını kazanmak – ya da benim için daha gerçekçi bir hedef, mesela piyangoda büyük ikramiyeyi kazanmak. 🙂
Continue reading Jens Voigt’un Hediyesi

Grup Sürüşünde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Grup Sürüşünde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Grup sürüşü, bir arkadaş grubu ya da bisiklet kulübünün ana aktivitesidir. Bir grup sürüşünde, her bisikletçinin bilmesi gereken birtakım kurallar ve teknikler vardır. Grubun emniyeti ve sürüşten daha çok zevk almak için bu kuralları/teknikleri bilmek ve uygulamak gereklidir.
Continue reading Grup Sürüşünde Dikkat Edilmesi Gerekenler

İtalyan Kışı?

Kış mevsiminin ufukta belirdiği şu günlerde, kışın antrenman yapmanın önemine ilişkin bir yazıyı Türkçeye çevirdim.[1]

1946 yılının Milan-San Remo klasiği, ki aynı zamanda savaş sonrası ilk klasik olma açısından da önemlidir, Fausto Coppi[2] tarafından kazanıldı. Burada aslında “kazanıldı” kelimesi biraz hafif kaçıyor. Eğer tüm pro bisikletçilerin düşü, majör bir yarışı net bir şekilde kazanmak, finiş çizgisini geçerken etrafında başka hiçbir yarışçı olmadan fotoğraf çektirmekse, Coppi’nin 1946 Milan-San Remo zaferi bu konuya yeni bir boyut getirmişti. Devamını okumak için tıklayın

Hemingway’in Bisikletçileri

İnternette rastladığım, ünlü yazar Ernest Hemingway’in bisiklet tutkusunu ve dönemin bisikletçilerini anlatan bir yazıyı Türkçeye çevirerek paylaşmak istedim.[1]

ç.n.: çevirenin notu

Ernest Hemingway’in spora karşı çok büyük bir ilgisi vardı. En çok boğa güreşi ve balıkçılığa karşı olan tutkusuyla bilinir[2], ancak bisiklet de Hemingway’in takip ettiği sporlardan biriydi. Paris’teki 6 gün yarışlarını izlediğini, genç bir yazar olarak 1920’lerde Avrupa’da (özellikle Paris’te) yaşadığı yılların anılarını anlattığı kitabı A Moveable Feast’te (ç.n. Türkçeye “Paris Bir Şenliktir” olarak çevrilmiştir) anlatır. Devamını okumak için tıklayın…

Verona ve Chesini

2009 yılının Mart ayının sonlarında bir günlüğüne de olsa İtalya’nın en güzel kentlerinden Verona’yı gezme şansım olmuştu. Verona, İtalya’nın kuzeyinde yaklaşık 265,000 nüfuslu bir kent. İtalya ölçeğinde büyük bir kent sayılır.

William Shakespeare’in Romeo and Juliet’i bu kentte geçer. Hatta kentte Casa di Giulietta (Juliet’in evi) diye turistlerin çok ziyaret ettiği bir ev var. Tabi gerçekten Juliet’in evi mi ondan şüpheliyim, ama inanılmaz bir turist akınına uğruyor. Devamını okumak için tıklayın